ZEVKLER VE RENKLER TARTIŞILMAZ (MI?)

"Aslında tartışılmalı" diye düşünüyorum. Zevksizlik örneği giyim kuşam, rahatsız edici şarkılar, spekülatif videolar piyasaya sürüldükçe "bunu kim alır?" diye düşünürken bir bakıyorsunuz milyon satmış...



Bu anlaşılmaz fenomenin en büyük örneklerinden birini seksenli yıllarda Almanyada ortaya çıkan bir şarkı ile yaşamıştım.

9 Şubat 1982 tarihinde Almanya'da yayınlanan Da Da Da adlı şarkı müzik piyasasını şoka soktu. Trio adlı gurubun tam adı "Da Da Da ich lieb dich nicht du lieb mich nicht aha aha aha" olan şarkısı monotonluğun, basitliğin ve zevksizliğin örneği olarak yorumlandı ve şarkı kısa sürede 30 ülkede on üç milyon satarak listelerde uzun süre bir numarada kaldı.

Almanca konuşulan ülkelerde Neuen Deutschen Welle olarak adlandırılan bu müzük türünün ilk örneği sadece Singles olarak üç milyon plak sattı.

Üç dakikalık şarkıda seksen dört kez "da" ve on sekiz kez "aha" sözcüklerinin yer alması, sadece üç çocuk oyuncağı gibi basit enstrüman ile çalınmasına karşılık kazandığı inanılmaz başarı otoriteler tarafından şaşkınlıkla takip edilirken üniversiteler arasında araştırma konusu oldu. Klasik müzik meraklısı Almanlar tarafından utanç verici olarak yorumlanan şarkı yıllarca gençlerin dilinden düşmedi.

Akademik araştırmacılar arasında anlaşmazlık çıktı. Bazıları şarkıyı geleceğin müziğini temsil etmekle yorumlarken diğerleri böyle bir plağın piyasaya sürülmesinin Alman halkına hakaret olabileceğini savundular. Takdir edersiniz ki gazetelerin ve televizyonun ana konusu haline gelen bütün bu sert tartışmalar plak satışını daha da arttırdı. Hatta prodüktörler şarkının İngilizce’sini de piyasaya sürme cesaretini buldular. İşte o zaman balon söndü. Dünya müzik kamuoyu şarkıya bir şaka olarak baktı.

Aradan seneler geçince konuştuğumuz Alman arkadaşlarımızın tümü şarkıyı tam bir rezalet olarak tanımladılar. Pekiyi o günlerde milyonlarca plak ve kaseti kim almıştı?

Siz de şarkıyı (tahammül edebildiğiniz kadar) dinleyip kendi kararınızı verebilirsiniz: https://www.youtube.com/watch?v=ZviYmTMpBXE

Belki de çok beğenen milyonlarca kişiden biri olabilirsiniz.

Aynı şekilde kulak yanılgısı gibi göz yanılgısını moda sektöründe takip etmek mümkün. İlk çıktığında garip gözüken kılık kıyafetler kısa sürede milyon satan ürün olarak vitrinlerde yer alıyor.

Bunun adı "Toplum Mühendisliği". İnsanoğlunun zayıf noktalarını kullanarak, bazen seks öğesini, bazen parayı, bazen de aptalca basit bir kavramı büyüterek, spekülasyon yaratarak kamu oyunun kutuplaşmasını sağlamak çok zor bir iş olmasa gerek.

Günümüzde bu kutuplaşma giderek tehlikeli bir hal alıyor. Siyasetten spora, sanattan sosyal hayata kadar bütün sektörlerde Toplum Mühendisleri tarafından kurulan tuzaklara düşüyoruz. Sakin kalıp asıl adı İNSANLIK olan büyük resmi gözden kaçırmamak lazım.

 

Diğer Celal Gürsoy

DENİZDEN BABAM ÇIKSA YERİM

Image

“Denizden babam çıksa yerim” sözünün İmam Şafii’ye ait olduğuna dair söylentiler varsa da bu yakıştırmaların akademik bir değeri yoktur. Gene de sofralarda balık olduğu zaman akla ilk gelen deyişlerde...

TANK KOMUTANI

Image

TANK KOMUTANI Almanya’da geçirdiğim çok uzun 15 yıl boyunca hem yaşadıklarımdan aldığım tecrübeler, hem de katıldığım eğitimlerden kalan anılar 45 yaşından sonraki hayatımı çok etkiledi. Orada üst düz...


BU GİDİŞ NEREYE KADAR?

Image

90’lı yılların sonunda iki binli yılların başında eğitimlerime katılanlara kısa süre içinde cevaplamaları şartıyla bir soru sorardım: “Yakın gelecekte hayatımıza girerek bizi şaşırtabilecek bir gelişm...


SPOR MEDYASI MI, FUTBOL MEDYASI MI?

Image

Spor ile ilgili olarak medyayı takip edenleriniz farkındadır, şimdi futbol transfer sezonu olduğu için tüm haberler ve yorumlar, transfer olan veya olması hayal edilen futbolcularla ilgili. Antrenörle...


SPOR YAZARI NE YAZAR?

SPOR YAZARI NE YAZAR? Spor yazarı olabilmek için televizyonda maç seyretmek yetmez. Bu ancak belli bir yaş ve saha tecrübesinden sonra olabilir. Yayıncı kuruluşun ekrana taşıdığı görüntülerden yorum ç...


BODRUM’DA SURATLAR BİR KARIŞ

BODRUM’DA SURATLAR BİR KARIŞ Bodrum Devlet Hastanesinin önünde park edecek yer yok, halk sıra beklemekten bezmiş. Dert çok. Bodrum Adliyesinde otoparkta yer yok, insanlar sıkıntılı, en basit mal sahib...

KÖŞE YAZARLARI