KENDİ GENÇLİĞİNE NE TAVSİYEDE BULUNMAK İSTERDİN?

Bir teknoloji şirketinin (bana göre) çok genç yaşlardaki 5 kişilik üst düzey yönetici gurubuna verdiğim kurumsallaşma eğitiminden sonra yaptığımız sohbette gençlerde daha fazla öğrenme isteği görünce "bir oyun oynayalım" dedim. Herkes küçük bir kağıt parçasına bu günkü tecrübe ve görgüsü ile "kendi gençliğine ne tavsiye etmek isterdi acaba, kısa bir cümle ile ifade etmeye çalışın" dedim. 


Cümlenize şöyle başlayın ve tek satırda bitirin: "Ben, kendi gençliğime seslenebilsem şöyle demek isterdim." "Kağıda adınızı yazmayın.  Hep birlikte okuyup yazılanı anlamaya çalışacağız ancak anlamazsak yazarı anlatmaya davet edeceğim" dedim.

Kısa bir düşünme arasından sonra hızla yazdılar.

Kağıtları topladım, karıştırdım ve birincisini yüksek sesle okudum.

"HİÇBİR ZAMAN GERÇEĞİ ÖRTMEYE, YALANLA SAPTIRMAYA ÇALIŞMA, SONRA CEZASI BÜYÜK OLUYOR."

Gençler hep birlikte başlarını salladılar. Bildiri anlaşılmıştı. Üzerinde konuşmaya gerek yoktu.

İkinci kağıdı açtım: "YOL AYRIMINDA KALDIĞINDA ÖYLE KARARLAR VER Kİ KAZANDIKLARIN, KAYBETTİKLERİNE DEĞSİN."

Bu toplu bir onay almadı, gençlerin de çok iyi bildiği ve birebir yaşadığı gibi hayatta ne karar verirsen ver, mutlaka birileri daha sonra işler ters gittiğinde "ben demiştim" diyecektir. O günün şartlarında verilen bir karar daha sonra şartlar değişirse yargılanabilir. Bunun garantisi yok, ayrıca karar vermek durumunda olanları daha büyük bir strese sokacak bir tavsiye olarak düşündük.

Daha sonra üzerinde konuşmak üzere ikinci kağıdı ayırdım ve üçüncü bildiriyi açtım:

"İŞLER İYİYE GİDERKEN GURURLANMA, SEVİMSİZ BİR İNSAN OLUYORSUN."

Genç bir yöneticiden duymayı beklemediğim çok bilge bir yorumdu, bazıları tam anlamadı ama ben tam not verdim. “Acaba bu aralarındaki birisine mesaj mı” diye içimden geçirdim. Karşımdakiler gençti ama poker suratı takınmayı ve hislerini belli etmemeyi öğrenmişlerdi. “Bu iyi diye” düşündüm.

Dördüncü kağıdı açtım:

"BAŞARIDA ESAS SÜREKLİLİKTİR, KENDİNİ UZUN SOLUKLU BAŞARILARA PROGRAMLA. O ZAMAN TAM ANLAMIYLA BAŞARILI SAYILIRSIN."

Bence çok doğru bir görüş. Sporculuk hayatımda da ilk kez şampiyon olduğumda antrenörüm bana "sen gelecek sene de şampiyon ol sonra konuşuruz" demişti. Çok alınmıştım ama ne kadar haklı olduğunu ikinci sene birinci gelebilmek için birinci seneden daha fazla çalışmam gerektiğinde anlamıştım. Çünkü artık bütün diğer parkurların tek hedefi beni geçmekti...

Gençlere bunu anlattığımda bildiriyi daha iyi kavradılar. Onların sektöründe de rakipler uyanmış ve çoğalmıştı.

Beşinci ve son kağıtta şöyle yazıyordu:

"HİÇBİR ZAMAN GELDİĞİN YERİ UNUTMA."

Durakladık. Bir süre kimseden reaksiyon gelmedi. Gençler düşünceye dalmış gibiydi. Bu kısa cümleden çok farklı yönlerde anlamlar çıkabilirdi. Kafalar karışmadan yazarı açıklamaya davet ettim.

Şöyle dedi: “Geldiğin yer derken, aile geçmişi, eğitim geçmişi veya daha derinlere gidip vatan, millet, şehitler, din, iman demek istemedim. Daha basit bir şeyi arkadaşlarıma hatırlatmak istedim. Biz bu şirketi kurarken basit ideallerimiz vardı. Teknolojinin de yardımı ile bu ideallerimizin bir kısmına çok erken kavuştuk. Sanırım son zamanlarda vizyonumuz daraldı. Tekrar ilk günlerde başladığımız noktadaki gibi olmayı özlüyorum” dedi.

O zaman söze karışıp Almanya’da aldığım bir eğitimden bahsettim. Eğitimi veren tecrübeli hocaya göre bir şirketin başına gelebilecek en önemli gelişme büyümekti. Şirketin gerçekten büyümeye hazır olup olmadığını anlamak için araştırılması gereken çok faktör vardı ve ne yazık ki birçok iş adamı tecrübesizce büyüme yoluna gidip sonra dağ gibi yükselen masrafları karşılayamayıp ya iflasa gidiyor, ya da bu defa küçülmenin yollarını aramaya başlıyor. Bu da kişiyi yenilgi havasına sokuyor.

Mesaj alınmıştı. Gençlerin böyle bir korkuları yoktu.

Eğitimimiz başarı ile sonuçlanmıştı, genç yöneticiler tekrar moral depolamış, onlardan beklendiği gibi vizyonlarını yenilemiş ve geliştirmiş olarak yola devam ettiler.   

Diğer Celal Gürsoy

DENİZDEN BABAM ÇIKSA YERİM

Image

“Denizden babam çıksa yerim” sözünün İmam Şafii’ye ait olduğuna dair söylentiler varsa da bu yakıştırmaların akademik bir değeri yoktur. Gene de sofralarda balık olduğu zaman akla ilk gelen deyişlerde...

TANK KOMUTANI

Image

TANK KOMUTANI Almanya’da geçirdiğim çok uzun 15 yıl boyunca hem yaşadıklarımdan aldığım tecrübeler, hem de katıldığım eğitimlerden kalan anılar 45 yaşından sonraki hayatımı çok etkiledi. Orada üst düz...


BU GİDİŞ NEREYE KADAR?

Image

90’lı yılların sonunda iki binli yılların başında eğitimlerime katılanlara kısa süre içinde cevaplamaları şartıyla bir soru sorardım: “Yakın gelecekte hayatımıza girerek bizi şaşırtabilecek bir gelişm...


SPOR MEDYASI MI, FUTBOL MEDYASI MI?

Image

Spor ile ilgili olarak medyayı takip edenleriniz farkındadır, şimdi futbol transfer sezonu olduğu için tüm haberler ve yorumlar, transfer olan veya olması hayal edilen futbolcularla ilgili. Antrenörle...


SPOR YAZARI NE YAZAR?

SPOR YAZARI NE YAZAR? Spor yazarı olabilmek için televizyonda maç seyretmek yetmez. Bu ancak belli bir yaş ve saha tecrübesinden sonra olabilir. Yayıncı kuruluşun ekrana taşıdığı görüntülerden yorum ç...


BODRUM’DA SURATLAR BİR KARIŞ

BODRUM’DA SURATLAR BİR KARIŞ Bodrum Devlet Hastanesinin önünde park edecek yer yok, halk sıra beklemekten bezmiş. Dert çok. Bodrum Adliyesinde otoparkta yer yok, insanlar sıkıntılı, en basit mal sahib...

KÖŞE YAZARLARI