MÜPTELASININ GÖZÜYLE ZIP ZIP…

MÜPTELASININ GÖZÜYLE ZIP ZIP…

 

            Tarihi Yunanlıların bu coğrafyada yaşadığı zamanlara dayanır. Çok ilginç bir isim hikayesi vardır ZIP ZIP'ın. Eski Milas - Bodrum yolu üzerinde kurulu küçük bir barakadan oluşan kahvehane yıllarından bugünlere uzanan ilginç hikayeyi yaşlı ninenin veya işletmeci kardeşlerin büyüğü olan Recep Bey’in ağzından dinlerseniz o anlar güzel bir anı olarak hafızalarınızda kalacaktır. 




            Recep ve Mehmet Sepetçi kardeşlerin aileleriyle birlikte yaşam alanlarında  kurdukları bu güzel işletme bir kafe veya restorandan çok ötedir. Yaşam alanı diyorum çünkü kendilerinin evlerinin yanı sıra çiftlikleri, zeytinyağı fabrikaları, kahvehaneleri, küçük bakkalları ve kuzineli kapalı mekanları hepsi bu alanda ayrı bir renk katar işletmeye.

            Açık büfelerin soğukluğu, yemek alma yarışı, şehrin gürültüsü bu mekanın lügatinde olmayan kavramlardır. Gittiğinizde mekanın sahipleri Recep Bey ve eşi Gülşen Hanım’ın , Mehmet  Bey ve eşi Fatma Hanım’ın sizleri tüm içtenlikleri ve güler yüzleri ile karşıladıklarına şahit olursunuz.

            Her biri güngörmüş, olgun ve son derece kibar kişilerdir. Hani günlerce sohbet etmek istediğiniz, yanında zaman kavramını unuttuğunuz insanlardan…

            Doğanın içinde olmasına rağmen burada başrolde mekan değil kişiler vardır. Kişiler bu kadar özel olunca elbette mutfaktaki Ayşe Hanım ve eşi İsmail Bey’de bir o kadar özel olmalıdır. Öyledir de…

           İster sabah gidip Ayşe Hanım’ın sevgi ve hoş sohbetiyle harmanladığı serpme köy kahvaltısını tecrübe edinin, isterseniz öğle veya akşam gidip tenekede köy tavuğunun damağınızda bırakacağı tada şahitlik edin.

          Şüphesiz ki güzel yemek yapan ve servis veren pek çok yer vardır. Ancak burada dışarıda olduğunuzu unutur, evinizdeymiş gibi hareket edersiniz. Hele bir de İsmail Bey’in sohbetine katıldıysanız Zıp Zıp fenomenleri arasına hoş geldiniz derim size.

          Çamlık köyünün çalışkan çocukları okul harçlıklarını çıkarmak için Recep Abi’lerinin mekanındadır hafta sonları. Her biri pırıl pırıl ve ilgili…         

          Yoğun olduğu zamanlarda ufak tefek servis aksaklıkları olsa bile bu kadar pozitif enerjinin arasında farkına bile varmazsınız.

           Kahvaltı veya yemekten sonra alın elinize ince belli bardakta çayınızı ve içinde bir çok hayvan çeşidinin olduğu arka bahçeyi gezin. Şam devesini, kazları, tavus kuşunu, tavukları, inekleri ve eşekleri besleyin elinizle. Yemeği biraz fazla kaçırdıysanız masa tenisiyle eritebilir veya çam ormanlarının içinde huzur dolu bir yürüyüşe çıkabilirsiniz.    

          Ancak size tavsiyem hafta sonu yoğunluğuna göre kendinizi ayarlayın yoksa yer bulmakta zorlanabilirsiniz. Mekanın sakin bir anını yakaladıysanız ne mutlu size. 

Diğer Hüseyin Bölük Yazıları

Yörenin Şefi olabilmek!

Image

Yörenin Şefi olabilmek!Hangi uluslararası zincir otelin web sayfasını ziyaret ederseniz edin, diningi tıkladığınızda orada yöresel ve bölgesel ürünler vurgusunun yapıldığını görürsünüz. Bu demek oluyo...

Damak çatlatan tüyolar

‘‘Damak çatlatan tüyolar’’ Bodrum gibi Dünya’nın göz bebeği nadide bir şehirde yaşıyoruz. Her ne kadar betonlaşma tam gaz devam etse de cazibesinden bir şey kaybetmiyor gözümüzde. Ancak Bodrum’da yaşa...


Şef gözüyle Turizm ve Bodrum

Şef gözüyle Turizm ve Bodrum Evet önümüzdeki en az üç yıl ülke turizmi normale dönecek gibi durmuyor. Onlarca tesis el değiştirecek, bir çoğu iflas bayrağını çekecek, turizm çalışanlarının işsizlik or...


NEREDEN NEREYE...

Ülkemizin göz bebeği, özgürlükler şehri diye tabir edebileceğimiz, eşsiz koylarıyla adeta Ege’nin mücevherat sandığıdır Bodrum. Yarımada oluşu değerini bir kat daha perçinler. Hangi yöne giderseniz gi...


Şef’le Bir Gün

Şef’le Bir Gün “Her Şey Dahil”in alışılagelmiş dar kalıplarından çıkıp kendi çapında bir şeyler yapmalı işletmeler. Mesela bizim yaptığımız gibi “Şef’le Bir Gün” yapmalı. Yerli ve yabancı misafirleri ...


Hünkar Beğendi de peki ya Dünya!

Tam bir kültürler mozaiği olan mutfağımızın Dünya’da sadece döner ve kebaptan ibaret bilinmesi bana hep acı vermiştir. Bir şef olarak benim için bu algının yıllardır aynı kalması ise ayrı bir trajedi....

KÖŞE YAZARLARI